Kanlı darbenin ilk şehidi-Erhan Afyoncu

27 Mayıs Darbesi'nden sonra 1961 Eylül'ünde asılan üç demokrasi şehidinden 16 ay önce şüpheli bir biçimde ölen İçişleri Bakanı Namık Gedik kanlı darbenin ilk şehididir.
 

 

Birkaç gün önce Hürriyet Gazetesi'nin eski genel müdürlerinden Arda Gedik'i kaybettik. Rahmetli Arda Gedik, 27 Mayıs Darbesi'nden sonra nasıl öldüğü hâlâ tam olarak açığa çıkmamış olan İçişleri Bakanı Namık Gedik'in oğluydu. İki defa birlikte program yaptığım rahmetli Arda Gedik hayatımda rastladığım en koyu CHP ve İsmet Paşa muhaliflerinden biriydi. Ayrıca muazzam ve akıcı bir Türkçe konuşan münevverdi.

Doktorluktan İçişleri Bakanlığı'na

Geçtiğimiz hafta Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın katledilmelerinin 50. yıldönümü dolayısıyla 27 Mayıs Darbesi enine boyuna konuşulup, tenkit edildi. Ancak idamlar tenkit edilirken, darbeden hemen sonra intihar ettiği iddia edilen İçişleri Bakanı Namık Gedik pek gündeme gelmedi.

1911'de İstanbul'da doğan Namık Gedik, Arapgir eşrafından Kâşif Bey'in oğluydu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Dahiliye hastalıklarında ihtisas yaptı. Daha sonra Aydın Çine'de hükümet tabipliği, Muğla Devlet Hastanesi Başhekimliği ve Haydarpaşa Hastanesi Verem Pavyonu mütehassıslığı yaptı.

Aydın'da görev yaparken kendisini oldukça sevdirmişti. Bu yüzden Aydın milletvekili adayı olarak 1950 seçimlerine girdi. Demokrat Parti'nin ezici bir çoğunlukla kazandığı 1950 seçimlerinden itibaren üç dönem arka arkaya Aydın milletvekilliği yaptı.

17 Mayıs 1954'te İçişleri Bakanı oldu. Yaklaşık 1,5 yıl sonra 10 Eylül 1955'te bu görevini Ethem Menderes'e bıraktı. 12 Ekim 1956'da tekrar İçişleri Bakanı oldu. 1957'deki seçimlerden sonra kurulan yeni hükümette de aynı görevi üstlendi. 27 Mayıs darbesine kadar İçişleri Bakanlığı'na devam etti. Yaklaşık 5 yıl İçişleri Bakanlığı yapmıştı. Cumhuriyet tarihimizin en uzun süre görev yapan İçişleri bakanlarından biridir.

Kum kamyonuyla götürüldü

Namık Gedik, darbenin ayak seslerini hissetmiş ve Adnan Menderes'e başkentten uzaklaşmasını tavsiye etmişti. Menderes, Ankara dışına çıkarken Cumhurbaşkanı Celal Bayar ise Gedik'in tavsiyesini dinlememişti. 27 Mayıs darbesinden sonra Kızılay Sümer Sokak'taki evinde tutuklanan Dahiliye Vekili Namık Gedik, bir kum kamyonuyla (bazı rivayetlere göre ise çöp kamyonu) Harp Okulu'na götürüldü ve burada okulun eczane odasında tutulmaya başlandı. Darbecilerin ve muhaliflerin en sevmediği hükümet üyelerinin başında geliyordu.

Daha sonra Namık Gedik'in Ethem Menderes'le birlikte kalması için odası değiştirildi ve üçüncü kattaki bir odaya alındı. Ancak ne olduysa bundan sonra oldu. Darbecilere göre 30 Mayıs 1960 günü saat 22.55'te Namık Gedik kaldığı odanın penceresinden atlayarak intihar etti. Askeri hastaneye götürüldüyse de kurtarılamadı. Bu durumun doğru olduğunu ispat etmek için de ertesi gün Ethem Menderes gazetecilerin karşısına çıkarılarak bir hikâye anlatıldı. Fakat bu çok inandırıcı olmadı.

Çift camlı pencere

Namık Gedik'in intihar ettiği iddia edilen pencere çift camlıydı ve camlar arasında duvar kadar mesafe de vardı. Pencere çerçeveleri parçalanmadığı gibi pencerede de büyük olmayan bir kırık vardı. Ufak tefek bir insan olmayan Namık Gedik'in nöbetçiler varken o pencereden aşağıya atlaması intihar süsü verilerek öldürülen Sultan Abdülaziz'in 1876'da iki bileğini de kesmesi hadisesine benziyor. Nitekim bu sayfada resmini gördüğünüz üzerinde ufak bir kırık olan pencereden Namık Gedik'in atlamasının mümkün olup olamayacağını izan sahibi kişiler rahatlıkla anlayabilir. Bu konudaki söylentilere göreyse Namık Gedik eziyet edildikten sonra öldürülüp, pencereden aşağı atılmıştır. Nitekim darbeciler bir şeyleri örtbas etmek için cenaze sırasında Namık Gedik'in kefenini kimseye açtırmamışlardır.

Darbenin son şahitleri hayattayken bu mesele hakkında konuşacak sözü olanların ortaya çıkıp, hadiseyle ilgili bildiklerini anlatmaları Namık Gedik'in ölümü üzerindeki sis perdesini kaldıracaktır.

Ethem Menderes'in ağzından Namık Gedik'in ölümü

Darbecilerle işbirliği yaptığı söylenen Ethem Menderes, Namık Gedik'in ölümünden sonra yerli ve yabancı basının karşısına çıkarıldı. Menderes, Namık Gedik'in geldiği günden beri buhran içinde bulunduğunu ve bu yüzden doktorların kontrolü altında bulunduğunu söyledi. İki doktor Namık Gedik'i kontrol etmiş ama eski İçişleri Bakanı gözlerini uzun zaman başka tarafa çevirip, bakmaktaymış. Üç günden beri de yemek yememiş. Bu yüzden yalnız kaldığı odaya Namık Gedik'i buhran geçirmekten kurtarmak için doktorların tavsiyesiyle Savunma eski Bakanı Ethem Menderes getirilmiş. Ethem Menderes'in teskin etme çabalarına rağmen Gedik intihar ettiği gece 21.30 ve 22.30'da iki defa sinir krizi geçirmiş.

Ethem Menderes, intihar mevzuunu ise gazetecilere şöyle anlatmıştı: "Odanın bir tarafında ben diğer tarafında Namık Gedik yatıyorduk. Işıklar yanıyordu ve kapıda da iki tane silahlı nöbetçi duruyordu. Kapı açıktı ve çift olan pencere ise kapalıydı. Gedik'in ayağında pantolon üzerinde ise pijama vardı. Birden yataktan fırladı, pencerenin karşısındaki duvara geldi. Bunlar bir anda oldu. Sonra "Ya Allah" dediğini işittim. Gerilip, ok gibi fırladı. Pencere camları kırıldı ve gitti."

Nöbetçiler hadiseyi anlatıyor

Namık Gedik'in atladığı iddia edilen pencerenin altında nöbet tutan nöbetçi subay ise hadiseyi gazetecilere şöyle anlatmıştı: "Cam kırılmasından hasıl olan bir gürültü duydum. Ve düşen bir şeyin sesiyle yerimden fırladım. Evvelâ nezaret altında bulunanlardan birinin kaçmaya teşebbüs ettiğini zannettim. Derhal bağırarak nöbetçileri çağırdım ve vaka mahalline koştum. Gedik takriben 10 metre kadar yükseklikte olan odasının penceresinin altında yatıyordu. Başının üzerine düştüğü belli idi. Yığılmış bir vaziyetteydi. Yaşıyordu ve soluk soluğa idi. Ensesinden kan akıyordu. Derhal ambulans çağırdım. Cankurtaran gelene kadar tek kelime dahi söylemeden kaldı. Cankurtarana konulduğu sırada da can verdi."

Şüpheli pusula

Ölümünden sonra darbecilerin iddiasına göre Namık Gedik'in cebinden üç pusula çıkmıştı. Bunlardan biri eşine hitaben yeni yazıyla yazılmış bir mektuptu. Altına da eski yazıyla "Ben dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkıyorum" notu düşülmüştü.

152,5 lira

Ölümünden sonra Namık Gedik'in üzerinden çıkan eşyalar ise şunlardı: "İki adet Bafra, bir adet Amerikan sigarası, bir altın Omega saat, 152,5 lira para ve 3.05.1935 tarihli ve Melahat yazılı bir alyans."

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !